Kayıtlar

Paris: Türk Edebiyatının Uzak ama Işıklı Evi

Türk edebiyatının modernleşme serüveninde, sanatçılar pusulalarını Batı’ya çevirdiği andan itibaren tüm yollar Paris’e çıkmaya başladı. Kimileri için bu şehir bir "hürriyet" kaçışı kimileri için de bir güzellik laboratuvarı kimileri içinse hiç gidilemeyen ama mısralarda kalan bir hayaldi. Bugün, bu kadim şehrin sokaklarında adımları yankılanan sanatçılarımızın izini sürüyoruz. İlk Adımlar: Şinasi’den Molière’e Akıl ve Mizah Paris’e giden ilk edebiyatçımız  İbrahim Şinasi , oraya sadece dil öğrenmeye değil bir zihniyet değişimini sırtlanmaya gitmişti. Onun 1849’daki Paris yolculuğu, Türk edebiyatında "akıl" çağının başlangıcıdır. Bu etkinin en somut meyvelerini ise Ahmet Vefik Paşa ’nın dehasında görüyoruz. Vefik Paşa, Paris’te elçilik yaparken Fransız tiyatrosunun babası Molière ’i Türk edebiyatına öyle bir adapte etmiştir ki, Parisli Scapin , bizim sahnelerimizde adeta milli bir karaktere dönüşmüştür. Edebiyatımızdaki o meşhur "Fransız etkisi", işte bu sa...

Beyoğlu’nun Tadı, Orhan Veli’nin Kadehi: Degüstasyon’dan Divan’a Bir Köprü

Makber’in Gölgesinde Bir Çapkın: Şair-i Azam Abdülhak Hamit

Edebiyatın "Tutunamayan" Taşralı Berberi: Âdem Yoksun

Boleka ve Dergiciliğin Yalnızlık Senfonisi

Edebiyatın "Salgın" Günlüğü: Âşık Veysel’den Peyami Safa’ya Hastalık İzleri

Aşkın "Aksiyonu" mu, "Hali" mi? Mecnun Neden Farklıydı?

Aşk ve Ayak Parmakları Üzerine Bir Yeniden Okuma

Ruhun Labirentlerinde Bir Gezinti: İmkansızın Şarkısı

Bir Devrin "Kaptan"ı ve "Hangi Edebiyat"ın Bitmeyen Sancısı

Pamuk’un "Yeni" Sularında Bir Kuyu Kazmak: Kırmızı Saçlı Kadın

"Mış Gibi" Yapanların Dünyası...

Savaşın Edebiyatı Olur Mu?

Yaşar Şarkılarına "Kuş Bakışı" Bir Yolculuk

Doğanın Kalbinde Bir Rutin Güzellemesi: Tren Düşleri