Bazen bir romanı okurken kulağıma bir çello sesi gelir bazen de bir şarkıyı dinlerken bir şiiri mırıldanmaya başlarım. Sanatın farklı dalları arasındaki sınırların silindiği "geçişken" alanları hep çok sevmişimdir. Tek bir disipline sığamayan, ruhundaki ateşi hem kağıda hem tellere döken sanatçılar bana göre dünyanın en zengin yetenek setine sahip insanlar oluyor. Kelimelerin Müziği, Notaların Şiiri Türkiye’de bu geleneğin çok kıymetli temsilcileri var. Örneğin Yaşar Günaçgün ... Onu sadece Akdeniz sıcağına yaklaşan buğulu sesiyle tanımak, biraz eksik tanımaktır. Günaçgün, "Yalnızlık Dört Bin Perde" ile şiirin ağırbaşlı dünyasına adım attığında aslında şarkılarındaki kendine has dokunun köklerini görebilmiştik. Bir müzisyenin şiir yazması, kelimelerin arasına "es"ler koymayı, sessizliği de bir nota gibi kullanmayı beraberinde getiriyor belki de. Zülfü Livaneli ise benim için tek başına bir orkestra. Her ne kadar müzisyen kimliğini –haddim olmayarak– bi...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar